Ana içeriğe atla

Dünyanın En Kolay Mezesi


Tabir-i caiz ise asla tek yumurta bile kırmayı başaramayan ben sevgili arkadaşım Pelin sayesinde hayat kurtaracak bir tarif ile tanıştım! Normalde yemek yapmak, tencere başında durup karıştırmak gibi aktivitelere ilgi duymadığım için ( anneciğim seni seviyorum suç tamamen benim :)) ) nasıl olduysa bu atıştırmalık, açlığı yatıştırmalık "havuçlu şeye" ba-yıl-dım!
Siz de benim gibi kolaya kaçanlardansanız
Sofra kuruyorum ama hep bi yerler bomboş kalıyor diyorsanız
Öyle bir şey yapayım ki hem hızlı olsun, hem leziz olsun, hem de karın doyursun diyorsanız kalem kağıt hazırlıyorsunuz ya da en basitinden print ediyorsunuz sayfayı :)

- 6-7 tane havuç rendelenir ( ben hayvan gibi yemek istiyorumla dogru orantılı olarak havuç sayısı artış gösterebilir )
- Tavaya koyduğunuz yağın içinde rendelenmiş havuçları birazcık kavuruyorsunuz
- Bu arada tuz atmayı da unutmuyorsunuz
- Kavrulmuş biraz rengi değişmiş havuçları hoooop güzel bir kaba boşaltıp içine isterseniz maydanoz, dereotu gibi yeşillikler doğrayıp üzerine de yoğurt koyduktan sonra bir güzel karıştırıyorsunuz veeeee yemeğiniz hazırr! :)

P.S: Soğuk servis edileceğinden dolapta bekletiiiiiiiiin.

** Pelin bir de demişti ki üzerine yağ da kızartıp dökülebilir fakat ben yapmadım ona da üşendim, evet! Ben onun yerine fındık koydum, tamam siz ceviz koyun aaa.. Dilerseniz yapın efenim, afiyet bal şeker löp löp yağ olsun!
:)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Çantalarınız Sanat Eserine Dönüşsün

Herkeste olan, fabrikasyon çantaların bazıları gözümü rahatsız etmiyor değil. Sadece çantanın değil, sanki takanın anlaşmış gibi kombini de copy-paste olması belki de rahatsız eden.
Ergin Ünal isimli Türk tasarımcı Erzen markasıyla bu işe bir el atmış ve adeta her bir çantayı kişiye özel çizimleriyle ayrı sanat eserine dönüştürmüş; bayıldım!
Daha fazlası için Instagram hesabını (@erzenofficial) takibe almanızı öneririm.




Cape Town - 1

Ankara’da üniversite okuduğum yıllarda İstanbul’a ailemin yanına mekik dokurken, bolca düşünme fırsatım olan, içinde bulunduğum durumlara bir de uzaktan bakma fırsatını veren keyifle geçirdiğim otobüs yolculuklarından birinde bir dergide görmüştüm ilk defa. Büyülü Afrika Şehri Cape Town yazıyordu başlıkta. Kafamdaki Afrika resmine pek uymayan modern binaların arkasından göz kırpan Masa Dağı’nı ilk görüşümdü. Sanıyorum sene 2005 ya da 2006. 




Zihnime kazınan bu fotoğraf ve okuduğum o yazı Mayıs ayında eşim ve benim peş peşe olan doğum günlerimiz için bir fırsat oldu ve gitmemize 3 gün kala eşime bir sürpriz hazırladığımı söyledim. Vizesiz gidilebildiği için hazırlıkları ruhu duymadı tabii :) 
Aylar öncesinden kara kaplı defterime aldığım notlar sayesinde aşağıda sıralayacağım yerlerden sizin de keyif almanızı umarak başlıyorum;
Öncelikle mevsim çok önemli. Biz Mayıs sonu gittiğimizde Güney Afrika sonbaharı yaşıyordu. Tabii bizdeki gibi değil. Hava yine güneşli fakat oldukça esintiliydi. Do…

Isla Bonita - Alaçatı

Uzun zamandır beklettiğim fakat paylaşmak için can attığım bir post ile karşınızdayım :) Malum Gezi olaylarından dolayı Mayıs sonu ve Haziran arası benim gibi bir çoğunuzda kopuk geçti. Yaşanan onca sıkıntı arasında benim de post yazmak içimden gelmedi herkes gibi..
Fakatt... Hazır bayram öncesi planlar yapılmış "Aman valizimde bunu da unutmayayım!" diye ajandalarımıza not aldığımız son 2 altın güne girmişken benim de Alaçatı'ya gidenlere harika bir yer tavsiyem olacak.
İş dolayısıyla Mayıs ayında gittiğim İzmir'den haftasonu kaçamağı yapmak için arkadaşlarla Alaçatı'ya geçmiştik. Biz kavurucu bir güneş ve bol sakinliğin hayallerini kurarken daha ilk gittiğimiz akşam yağan dolu ile tarihe adımızı altın harflerle yazdırmıştık. Alaçatı'da dolu! Şaka gibiydi. Tamam Mikaille aram hiç bi zaman iyi olmadı ama bu kadar kelek yapmasını da beklemiyordum. Neyse ki ertesi sabah şaka yaptım dercesine bollll güneşli bir sabaha uyandırdı da affettirdi kendisi.
Fakat "…