Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Kim Demiş Erkekler Çiçek Deseni Giymez Diye?

Hawaii esintileri, palmiyeler derken erkekler de artık çiçekli şeyleri giyebilsinler istiyoruz. Tabularınızı lütfen yıkın! :) Sadece yakaya takılması gereken birşey olmaktan çıksın artık çiçek. İşe gömleklerin yaka altı detayı, ya da ayakkabının iç astarını hafifçe kıvırarak ya da çiçekli bir kravat takarak başlayabilirsiniz.  Çiçek deseni bana direkt Liberty of London 'ı çağrıştırıyor, bildiğim kadarıyla Türkiye'de satılmıyor ama bunu okuyan buyer varsa geç kalınmış bir satınalma diyorum:) Bir an evvel mağazaya girmeli. Sadece erkek değil kadınlar için de çok şık şeyler var ayrıca. Erkekler için gömleklere göz atmak isterseniz BURAYA tıklayın. Tommy Ton'un gözünden çiçek açmış erkekler..  Source: HonestlyWTF Güzel bir hafta olması dileğiyle, Çiğdem

Haftasonu Ne Yapalım? The Great Masters Sergisi

Geçen hafta Ankara'dan gelen arkadaşlarımla birlikte çok güzel bir haftasonu geçirdik. Cumartesi akşamı Kireçburnu Set Balık'ta yemek yedikten sonra pazar gününü uzun süredir görmek istediğim Tophane-i Amire' deki " The Great Masters " sergisine ayırdık. Rönesansın 3 büyük silahşörü olarak bilinen, isimleri hiç bilmeyenlere bile çocukluğumuzda Ninja Kaplumbağalar'dan tanıdık gelen Leonardo da Vinci , Michelangelo ve Raffaele 'den bahsediyorum. Donatello nerede diye soranlar, üzgünüm. Mekanda bu üç büyük ustanın bilinen en meşhur eserleri interaktif ortamda sergiliyor. Kah Michelangelo'nun Sistine Şapeli 'ndeki fresklerini adeta oradaymışcasına başınızı yukarı kaldırarak görebiliyor, kah Raffaele'nin Atina Okulu 'nu ışıklı ve sesli bir anlatımla görebiliyorsunuz. Girişte verilen kulaklık ve dinleme cihazlarının fiyata dahil olması güzel bir avantaj. Bu sayede yanına geldiğiniz her bir eserin alıcısına minik kumanda aletiyle tı...

Song of the week: Giorgia - Tu Mi Porti Su

Eveet, blogumun enteresan bir şekilde bağımlılık yaptığını ben de söyleyebilirim resmen artık. Özlüyorum :) Sadece kendi blogumu da değil, hiç tanımadan, tanışmadan takip ettiğim insanların kaçırdığım postlarını da.. En büyük keyiflerimden biri favorim olan blogların kaçırdığım postlarını oturup tek tek okumak diyebilirim:) Kısa Kaş tatili ardından İtalya'ya yaptığım iş seyahati nedeniyle uzaktım buralardan ve her Pazartesi keyifle paylaştığım " Song of the week " başlığından. Bu sebeple İtalya'da bol bol dinlediğim ve sizlerle paylaşmak istediğim bir şarkı var bugun, goditela*! (* enjoy it! ) Giorgia bu şarkısında " Beni yukarı kaldırıyorsun daha sonra da aşağı bırakıyorsun " derken şişirilen egosundan mı bahsediyor bilmiyorum ama bu şarkı İtalyanların müthiş tatlısı Tiramisù'yu çağrıştırıyor bana, tiramisù'nun kelime anlamı olarak " Beni yukarı kaldır "  demek olmasından mütevellit. Tiramisù gibi bu şarkı da enerji versin, si...

Fincanı Taştan Oyarlar

Tasarımcılara sınır tanımayan hayalgüçlerinden beslenip guzel işler ortaya koyduklarında daha da bir hayranlıkla bakıyorum. Hüseyin Çağlayan'ın FW 2000/01 sezon icin adeta görsel bir şov olarak sunduğu AFTERWORDS 'ü izleyip de çenesi yerçekimine karşı koyan yoktur sanıyorum. Modanın, tasarımın çok yönlü olmasına bu açıdan bayılıyorum. Macar kızımız Eszter Imre 'de tasarıma farklı bir boyut getirmiş, hergün #gununkahvesi olarak önümüze gelen fincanların kulplarından, tabakların kenar formlarından esinlenip estetik bir takı koleksiyonu hazırlamış.   Buna benzer bir çalışma yapıldı mı bilmiyorum, ben karşılaşmadım henüz ama DIY kavramının ülkemizi yeni yeni kasıp kavurduğu bugünlerde İznik porselenleriyle ya da farklı şeylerle değişik tasarımlar yapılabilir gibi geliyor bana, ne dersiniz? Çiğdem

Song of the week: Ojos de Brujo - Get Up Stand Up

Uzun zamandır ara verdiğim haftanın şarkısı postlarına bugun itibariyle geri dönüyorum. Benim çok severek dinlediğim bi parça, umarım siz de benim gibi dinlerken eğlenirsiniz. Mottomuz şarkının sözüyle aynı: " Get up stand up don't give up the fight! " Herkese güzel bir hafta geçirmesini dilerim. Sevgiler, Çiğdem

Eski Portrelere Yeni Beden Geldi Hanım

Gün geçmiyor ki ruhu ve zihni genç sanat camiasından çılgın haberler alalım. Hanım kızımız Dorothee Golz nasıl bir kafa yaşadı bilinmez ama eski kafaları yeni bedenlere monte etmekle çok değişik bir iş yaptığı kesin. Zira meşhur inci küpeli kızımızı bırakın kot pantalon içinde, elinde demlikle hayal etmeyi bile hayal etmemiştim. İşte karşınızda altı Şişhane üstü Tophane kombiniyle Hollanda'nın Mona Lisa'sı nam-ı diğer İnci Küpeli Kız Alman ressam Dürer kendisi olmasına rağmen böyle sarmaş dolaş bir çift ile 1500'lü yıllarda karşılaşmış olsa muhtemelen kilise tavanına şeytan figürü olarak resmederdi. Leonardo Da Vinci 'nin bana kalırsa, birçoğu aksini düşünse de Mona Lisa 'yı sollayacak nitelikte haşin bakışlar atan eseri - meşhur portlerinden kimliği belirsiz kadın " La belle ferronnière " günümüze uyarlandığında seksi tişörtü, kot pantalonu ve alnındaki takısıyla çok cool görünüyor. Yukardaki tablodaki gizemli kadınla yarı...

Hayat..

Ölüm diye bir şey yoktu ki Hilmi Bey Var mıydı? Yüzümden bir şeyler aktı aktı İçim de menekşelendi Hilmi Bey Gökyüzü gibi bir şey bu çocukluk Hiçbir yere gitmiyor. E. Cansever Uzun süredir yoktum buralarda. Aslında vardım ama yoktum. İçimden hiç birşey yapmak gelmediği gibi yazmak da gelmedi. Bundan tam 1 ay önce babamı kaybettim. Gece uykusunda kalp krizi geçirdi ve yaşadığımız onca günler, seneler şuanda geçmiş zamanlı cümlelere dönüştü, yerini gözyaşlarına bıraktı.. Herkesin babası özeldir, güzeldir. Ama benim babam başkaydı.. Ona daha doyamadan 54 yaşında gitti bu hayattan.. Kendi ellerimle çenesini bağlamama, yıkandıktan sonra öpmeme, gözlerimle mezarına koyulmasını görmeme rağmen bu yazıyı yazanın bile ben olduğuna inanmakla güçlük çekiyorum hala..  26 Mayıs doğum günümdü ilk defa iyi ki doğdum diyemediğim.. Arkadaşlarım, akrabalarım, tüm sevenlerim yalnız bırakmadı sağolsunlar ama herşeyin boş geldiği, hayatta hiç birşeye değmediğini iliklerime kadar hissettiği...