Ana içeriğe atla

Haftasonu Ne Yapalım? The Great Masters Sergisi



Geçen hafta Ankara'dan gelen arkadaşlarımla birlikte çok güzel bir haftasonu geçirdik. Cumartesi akşamı Kireçburnu Set Balık'ta yemek yedikten sonra pazar gününü uzun süredir görmek istediğim Tophane-i Amire'deki "The Great Masters" sergisine ayırdık.

Rönesansın 3 büyük silahşörü olarak bilinen, isimleri hiç bilmeyenlere bile çocukluğumuzda Ninja Kaplumbağalar'dan tanıdık gelen Leonardo da Vinci, Michelangelo ve Raffaele'den bahsediyorum. Donatello nerede diye soranlar, üzgünüm.

Mekanda bu üç büyük ustanın bilinen en meşhur eserleri interaktif ortamda sergiliyor. Kah Michelangelo'nun Sistine Şapeli'ndeki fresklerini adeta oradaymışcasına başınızı yukarı kaldırarak görebiliyor, kah Raffaele'nin Atina Okulu'nu ışıklı ve sesli bir anlatımla görebiliyorsunuz.
Girişte verilen kulaklık ve dinleme cihazlarının fiyata dahil olması güzel bir avantaj. Bu sayede yanına geldiğiniz her bir eserin alıcısına minik kumanda aletiyle tıklayarak sesli sunumu dinlerken diğer yandan freskleri inceleyebiliyorsunuz. 
Leonardo'nun kadavralar üzerinde yaptığı çalışmaları, Son Akşam Yemeği freskini, çizimleri ve icatlarından yola çıkarak yapılan mini maketlerini görebilirsiniz. Ayrıca Vitrivius insanı için yapılan hoş bir köşe var, orada kollarınızı açarak meşhur altın oran pozunu da sergi hatırası olarak vermeyi unutmayın:)

Genel olarak girişteki zaman çizelgesine de bakarak daha net anlaşılabileceği üzere 16.yy İtalya'sını ve Rönesans'a damgasını vuran eserlerin hikayesini yakından görebileceğiniz bir sergi olmuş. Bana göre tek zayıf tarafı kulaklıklarda verilen bilgilerin yetersizliği oldu. Kişiler ve eserler üzerinden geçilerek anlatılmış. Hoş bize verilen eğitim gibi yıllar sürecek şeyler bekleyerek gitmedim ama anlatım düzeyi çok çok basit kalmış. Eğer çocuğunuz, kardeşiniz ya da yeğenleriniz varsa eminim onlar da dokunarak, dinleyerek gezecekleri içinde atölye çalışmaları olan bu sergiden çok keyif alacaklardır.

Sergi ne yazık ki önümüzdeki salı 31 Temmuz'da sona eriyor, çalışanların mutlaka bu haftasonu gitmelerini tavsiye ediyorum.
*** Sonradan gelen düzeltme: Sergi 27 Ağustos'a kadar uzatıldı! :)


Giriş ücreti: 
Tam 17 TL
İndirimli 12 TL

  Herkese güzel bir haftasonu geçirmesini diliyorum!
Çiğdem


Yorumlar

  1. kardeş hiç fötösu yok mu bu serginin?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tabii alıştın sen Ermandan güzel güzel fotolar cektirmeye beklemen normal tabii :)) Cep telefonuyla cektiklerimi koyarsam insanlar sergiye gitmez diye korktum, ondan koymadım :p

      Sil
  2. Biz de yeni konuştuk gidelim bu sergiye en kısa zamanda diye :) zaten gittik gittik sona eriyormuş, bu haftasonuna gitmeye çalışacağım üç büyük ustanın eserlerine ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Umarım gidebildin haftasonu, Salı son gun :)

      Sil
  3. Bence biraz Pagli 17 TL =/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Pahalı gibi gorunse de fiyatının hakkını cok guzel sekilde veriyor bence, mutlaka gitmelisin.

      Sil
  4. İste resim koysan girmeye gerek olmazdı zaten o güzel anlatımınla gitmiş kadar oldu be ya! ^^Kauss^^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gidemeyenler icin de aslında koyulsa guzel olurdu fakat makinam yoktu:)

      Sil
  5. ne güzel bir etkinlik yapmışsınız.
    leonardo bu dünyada hayran olduğum ve kıskandığım tek insan.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle, baslı basına o bile bir sergi konusu zaten. Umarım onu da yaparlar daha detaylı olarak

      Sil

Yorum Gönder

Yorumlarınız benim için değerli:)

Bu blogdaki popüler yayınlar

Çantalarınız Sanat Eserine Dönüşsün

Herkeste olan, fabrikasyon çantaların bazıları gözümü rahatsız etmiyor değil. Sadece çantanın değil, sanki takanın anlaşmış gibi kombini de copy-paste olması belki de rahatsız eden.
Ergin Ünal isimli Türk tasarımcı Erzen markasıyla bu işe bir el atmış ve adeta her bir çantayı kişiye özel çizimleriyle ayrı sanat eserine dönüştürmüş; bayıldım!
Daha fazlası için Instagram hesabını (@erzenofficial) takibe almanızı öneririm.




Cape Town - 1

Ankara’da üniversite okuduğum yıllarda İstanbul’a ailemin yanına mekik dokurken, bolca düşünme fırsatım olan, içinde bulunduğum durumlara bir de uzaktan bakma fırsatını veren keyifle geçirdiğim otobüs yolculuklarından birinde bir dergide görmüştüm ilk defa. Büyülü Afrika Şehri Cape Town yazıyordu başlıkta. Kafamdaki Afrika resmine pek uymayan modern binaların arkasından göz kırpan Masa Dağı’nı ilk görüşümdü. Sanıyorum sene 2005 ya da 2006. 




Zihnime kazınan bu fotoğraf ve okuduğum o yazı Mayıs ayında eşim ve benim peş peşe olan doğum günlerimiz için bir fırsat oldu ve gitmemize 3 gün kala eşime bir sürpriz hazırladığımı söyledim. Vizesiz gidilebildiği için hazırlıkları ruhu duymadı tabii :) 
Aylar öncesinden kara kaplı defterime aldığım notlar sayesinde aşağıda sıralayacağım yerlerden sizin de keyif almanızı umarak başlıyorum;
Öncelikle mevsim çok önemli. Biz Mayıs sonu gittiğimizde Güney Afrika sonbaharı yaşıyordu. Tabii bizdeki gibi değil. Hava yine güneşli fakat oldukça esintiliydi. Do…

Isla Bonita - Alaçatı

Uzun zamandır beklettiğim fakat paylaşmak için can attığım bir post ile karşınızdayım :) Malum Gezi olaylarından dolayı Mayıs sonu ve Haziran arası benim gibi bir çoğunuzda kopuk geçti. Yaşanan onca sıkıntı arasında benim de post yazmak içimden gelmedi herkes gibi..
Fakatt... Hazır bayram öncesi planlar yapılmış "Aman valizimde bunu da unutmayayım!" diye ajandalarımıza not aldığımız son 2 altın güne girmişken benim de Alaçatı'ya gidenlere harika bir yer tavsiyem olacak.
İş dolayısıyla Mayıs ayında gittiğim İzmir'den haftasonu kaçamağı yapmak için arkadaşlarla Alaçatı'ya geçmiştik. Biz kavurucu bir güneş ve bol sakinliğin hayallerini kurarken daha ilk gittiğimiz akşam yağan dolu ile tarihe adımızı altın harflerle yazdırmıştık. Alaçatı'da dolu! Şaka gibiydi. Tamam Mikaille aram hiç bi zaman iyi olmadı ama bu kadar kelek yapmasını da beklemiyordum. Neyse ki ertesi sabah şaka yaptım dercesine bollll güneşli bir sabaha uyandırdı da affettirdi kendisi.
Fakat "…