Ana içeriğe atla

22 Dakika

06:45 Alarm çaldı.
06:47 Alarmı 07:00'ye ertelediğinden emin olmak için tek gözünü açıp kontrol etti, emindi.
07:00 Kalktı ve boş gözlerle odaya baktı.
07:02 Yüzünü yıkadı, dişini fırçaladı ve her sabah yaptığı gibi kardeşinin üzerini örttü. Yanaklarına, saçlarına birer öpücük kondurdu. Ne kadar da masumdu..
07:05 Odaya geri dönüp Radyo Fenomen'i açtı. Bir yandan komidindeki saatini ve kolyesini taktı.
07:06 Kıyafetler aksam hazırladıgı gibi koltugun üzerinde duruyordu, hemen üzerine giydi.
07:08 Her zamanki gibiydi makyajı, sade. Allık olmazsa olmazdı. Son aldığı Benefit allık çok doğaldı.
07:13 Önce boynuna ve kollarına krem sürer üzerine de parfümünü sıkardı. Yoksa koku uçacak sanıyordu.
07:15 Bir bardak su içti. Bağırsakların çalışması için iyiydi.
07:17 Sabah annesi odasına girdiğinde "geç mi uyanmış kızım" diye düşünmesin diye yatağını topladı.
07:20 Ayakkabılarını giydi ve apartmandan dışarı çıkmaya koyuldu, yine alt komşunun şoförünü kapıda görecekti. Her sabah selam vermekten sıkılmıştı.
07:21 Dayanamadı ve her zaman ki gibi selamını verdi, günaydın dedi. Çimler yine gece sulanmıştı belli ki, mis gibiydi etraf..
07:22 Sabah yürüyüşü yapan tanımadığı yaşlı amcanın ve geceden kalma bekçinin dışında insan yoktu etrafta. İşte servis geldi!












Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Çantalarınız Sanat Eserine Dönüşsün

Herkeste olan, fabrikasyon çantaların bazıları gözümü rahatsız etmiyor değil. Sadece çantanın değil, sanki takanın anlaşmış gibi kombini de copy-paste olması belki de rahatsız eden.
Ergin Ünal isimli Türk tasarımcı Erzen markasıyla bu işe bir el atmış ve adeta her bir çantayı kişiye özel çizimleriyle ayrı sanat eserine dönüştürmüş; bayıldım!
Daha fazlası için Instagram hesabını (@erzenofficial) takibe almanızı öneririm.




Cape Town - 1

Ankara’da üniversite okuduğum yıllarda İstanbul’a ailemin yanına mekik dokurken, bolca düşünme fırsatım olan, içinde bulunduğum durumlara bir de uzaktan bakma fırsatını veren keyifle geçirdiğim otobüs yolculuklarından birinde bir dergide görmüştüm ilk defa. Büyülü Afrika Şehri Cape Town yazıyordu başlıkta. Kafamdaki Afrika resmine pek uymayan modern binaların arkasından göz kırpan Masa Dağı’nı ilk görüşümdü. Sanıyorum sene 2005 ya da 2006. 




Zihnime kazınan bu fotoğraf ve okuduğum o yazı Mayıs ayında eşim ve benim peş peşe olan doğum günlerimiz için bir fırsat oldu ve gitmemize 3 gün kala eşime bir sürpriz hazırladığımı söyledim. Vizesiz gidilebildiği için hazırlıkları ruhu duymadı tabii :) 
Aylar öncesinden kara kaplı defterime aldığım notlar sayesinde aşağıda sıralayacağım yerlerden sizin de keyif almanızı umarak başlıyorum;
Öncelikle mevsim çok önemli. Biz Mayıs sonu gittiğimizde Güney Afrika sonbaharı yaşıyordu. Tabii bizdeki gibi değil. Hava yine güneşli fakat oldukça esintiliydi. Do…

Isla Bonita - Alaçatı

Uzun zamandır beklettiğim fakat paylaşmak için can attığım bir post ile karşınızdayım :) Malum Gezi olaylarından dolayı Mayıs sonu ve Haziran arası benim gibi bir çoğunuzda kopuk geçti. Yaşanan onca sıkıntı arasında benim de post yazmak içimden gelmedi herkes gibi..
Fakatt... Hazır bayram öncesi planlar yapılmış "Aman valizimde bunu da unutmayayım!" diye ajandalarımıza not aldığımız son 2 altın güne girmişken benim de Alaçatı'ya gidenlere harika bir yer tavsiyem olacak.
İş dolayısıyla Mayıs ayında gittiğim İzmir'den haftasonu kaçamağı yapmak için arkadaşlarla Alaçatı'ya geçmiştik. Biz kavurucu bir güneş ve bol sakinliğin hayallerini kurarken daha ilk gittiğimiz akşam yağan dolu ile tarihe adımızı altın harflerle yazdırmıştık. Alaçatı'da dolu! Şaka gibiydi. Tamam Mikaille aram hiç bi zaman iyi olmadı ama bu kadar kelek yapmasını da beklemiyordum. Neyse ki ertesi sabah şaka yaptım dercesine bollll güneşli bir sabaha uyandırdı da affettirdi kendisi.
Fakat "…