21 Kasım 2014 Cuma

Karadeniz Seyahati - Giresun

Biriken binlerce fotoğraf, paylasmak istediğim onlarca güzel anı. Zaman 1 sene içinde tabir-i caizse su gibi akıp geçiyor benim için ve ben bir güzelliği hazmedemeden diğerine atlıyorum. Bu yüzden konudan konuya atlamam olası. 

Aylardır ertelediğim Karadeniz postları başlasın o zaman! :)

Eşim ve ben dört bir taraftan Karadenizli olunca, düğünden sonra ikinci balayı niteliğinde geçen memleket ziyaretimiz biz memleketseverler tarafından kaçınılmaz oldu. Konu tatil olunca en sevdiğim şey onu planlamak oluyor, elbette bunun icin daha onceden kara kaplı defterime aldıgım bazı ufak notlardan da faydalanmayı ihmal etmiyorum. Bu yazıyı seri halinde bolmeyi dusundum cunku sırasıyla Giresun, Rize ve Artvin'den bahsedeceğim. İlk olarak benim memleketim olan Giresun'dan baslayalım:)

Seyahatin basına gelecek olursak, Samsun yolunu kullanarak gelecek olanlar için ister gelişte ister dönüşte Ünye Ordu'da 1 gun mola vermek üzere size harika bir yer tavsiyem olacak. Paşabahçe Konağı isminden de anlasıldıgı üzere 1898 yılında yapılmış ve yeniden orijinaline göre restore edilmiş bir konak. İster gece kalabileceğiniz isterseniz restaurantında bahçesindeki tarihi çeşmesinin ya da içerideki sarnıcın yanıbaşında yöresel lezzetleri tadabileceğiniz harika bir atmosfere sahip. Ayrıca karadeniz sahili boyunca kullanacagınız "duble yol" Unye'den gecmediği için bozulmamıs nadir Karadeniz kıyı ilçesi olma özelliğine de sahip nostaljik bir yer.

Paşabahçe Konağı - Ünye, Ordu

Sahil seridi boyunca gordugunuz kendine has ilcelerden sonra etrafınızda saran fındık ağaçları görmeye basladıysanız Hosgeldiniz Giresundasınız! :)

Oncelikle seyahat edeceklere tavsiyem mevsimlerden ilkbaharı ya da yazı secmeniz olacaktır. Zira yeşilin costugu, yayla senliklerinin oldugu zamanlar en guzel zamanlardır kanımca. Ayrıca genellikle agustos ayında fındık toplandıgı icin dalından taze fındık yeme sansınız da yuksek oluyor. Bir Giresunlu olarak mutlaka taze fındıgı almanızı tavsiye ediyorum. Fazla kacırmamaya dikkat edin yol boyu tuvalet aramak zorunda kalabilirsiniz.

Buraya ilk kez gelecekler icin aslında sehir merkezinde gorulecek bir kale, eski bir cocuk kutuphanesi ve muzesi mevcut. Fakat ben ya buraları gordugumden ya da memlekete gidince ozledigimden midir nedir bilmiyorum ilk olarak köylere ve yaylalara cıkmak istiyorum bir an evvel. 

Babamın köyü olan Kuzköy'e gelmek her seferinde cocuklugumu izlediğim bir film sahnesi benim için. Benim büyüdüğüm ama manzaranın hep aynı kaldığı bir set. Geceleri rüyama giren 2 arabanın yanyana zor geçtiği toprak yollu virajlar..


Urfa'nın başına "Şanlı" sıfatının eklenmediği  haritayı kullanan, cocukken her yaz gittiğimde altın oldugunu sandıgım bilezikleri, gofret ve akide şekeri hediye eden, şimdilerde yaşlanmış ama bakkalı hala aynı duran nam-ı diğer Halil bakkal.. 



Toplamda 7 adet yayla var fakat bizim köylülerin gittiği ve şenlik yaptıgı 2 önemli yayla Bektaş ve Kümbet tavsiye edeceğim yerler. 

Bektaş Yaylası, Giresun
Her ikisi de birbirine olan uzaklığı yaklasık 45 dakikalık mesafede oldugundan ogle yemegini yemek üzere Bektaş'ta Talat'ın yerinde sakız gibi eti tadarak geçirmenizi, ogleden sonra da Kumbet yaylasında gecmenizi tavsiye ediyorum. 

Talat'ın Yeri - Bektaş Yaylası, Giresun
Bektas otelcilik anlamında gelişmiş bir yer olmadıgından sadece gunubirlik gidip et yiyebilir, ovalarda gezebilir, dağ kekiği satın alabilir ya da yürüyüş yapıp kendiniz bulabilir, icinize mis gibi çam havası çekebilirsiniz. Bu arada yayla eti deyip geçmeyin, orada otlamış hayvanın etinden yapılmış lezzetlerden bahsediyorum! :)

Bektaş Yaylası, Giresun
Kumbet'e gidip de sis inmemiş bir hava hatırlamıyorum. Burası 2-3 gün kalabileceğiniz bir yayla. Hemseriler biraz orayı geliştirdiğinden olsa gerek 1600 metrede atv'ye ya da ata binme keyfini de yaşayabilirsiniz. Ya da her tarafı ahşap kaplı Birun Dağevlerinde kalıp sabah şu manzaraya uyanabilirsiniz.

Kümbet Yaylası, Giresun
Manzaraya sis inmeden önce cekmiştim, bundan birkac dakika sonra manzara şu şekilde olunca haliyle biz de boşluğa sapanla taş atıp, yoyo oynarak vakit geçirmiştik :)

Kümbet Yaylası, Giresun
Yaylada sis kacınılmaz bir olay oldugundan siz de bizim gibi yanınıza mutlaka üzerinde oturabilecek bir örtü, içecek ve vakit geçirecek bir şeyler alın derim:)

Geri dönüş yolunda Giresun merkeze inerken yolda sahane manzaralarda karsılasıp, yeşile doya doya seyahat edebilirsiniz. Ayrıca Yavuzkemal beldesinde de dağdan gelen maden suyunu da kaynagından icebilirsiniz.

Bektaş Yaylası, Giresun
Giresundan dönmeden alınacaklar listesi:

Fındık
Köy ekmeği
Tavuk ve fındık mantarı ( Bu mantarlar sadece fındık agacı dibinde yetiştiği icin mevsiminde denk gelmeniz gerekiyor, yazın bunun icin en ideal mevsim. Bu yaz kilosu 35 tl idi, semt pazarlarında bulabilirsiniz)

Tatmanız gereken lezzetler:

(Karadeniz sahili boyunca göreceksiniz) Pide
Dible 
Sakarca
Merulcan
Fasulye tursusu kavurması
Karalahana 

Giresun ile ilgili yaptıgım ve aklıma gelenler bunlar. Eger yazın gidecekseniz denize Giresun'daki plajlarda girmenizi tavsiye ederim, sasırtıcı derecede güzeller. Tek sıkıntı arada gidip gelen kara bulutlar:)

Toplamda ilk kez gelecekler icin 3-4 gun kalmak yeterli olacaktır. Ordu merkez ve Giresun arasındaki mesafe 30 dakika oldugundan ister aksam ister gündüz Ordu Boztepe'ye teleferikle cıkıp sahil seridini yukardan gormenizi tavsiye ederim.

Daha anlık paylasımlar yaptıgım instagram hesabımda (@ciiden) #cigdemkalpkaradeniz hashtagiyle paylastıgım tum fotografları gorebilirsiniz. Yazmayı atladıgım seyler olabilir, sormak istedikleriniz varsa her zaman chicthem@gmail.com adresinden bana ulasabilirsiniz. 

Sevgiler,
Çiğdem









Şu konular da var

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...