19 Ağustos 2013 Pazartesi

Collaboration: Moncler M by Mary Katrantzou

Soğuk hava, kar deyince akla gelen Moncler bu sene kalıpların ve desenlerin cesur tasarımcısı Mary Katrantzou'nun ellerinden çıkma bir kapsül koleksiyonla karşımıza çıkacak. Bol bol kapitone ve volanlarla baş döndüren koleksiyonda bazı parçaları giymek cesaret isteyen türden. Bakalım bizim sosyeteden kimlerin üzerinde göreceğiz? :)
Koleksiyon dünya çapında Ağustos sonu olarak mağazalarda yer alacak.






Çiğdem

Inspiration etc.










16 Ağustos 2013 Cuma

Inspiration - Ernesto Artillo

İlk bakışta modayı çağrıştıran ancak içinde soyut ögeler barındıran kolajların sahibi genç yetenek İspanyol Ernesto Artillo ile tanışın!
 Farklı disiplerden toplanan, içinde kendi çektiği fotoğrafların da olduğu görselleri bir araya getiren sanatçı Rönesans akımından ve modern sanatçılardan da Picasso'dan çok etkilendiğini söylüyor. Kolajlarında zemin olarak doğayı görmek mümkün. Bu da çalışmalarına pastoral bir hava katıyor..   Diğer işleri için web sitesi BURADA








Çiğdem

5 Ağustos 2013 Pazartesi

Isla Bonita - Alaçatı

Uzun zamandır beklettiğim fakat paylaşmak için can attığım bir post ile karşınızdayım :)
Malum Gezi olaylarından dolayı Mayıs sonu ve Haziran arası benim gibi bir çoğunuzda kopuk geçti. Yaşanan onca sıkıntı arasında benim de post yazmak içimden gelmedi herkes gibi..

Fakatt... Hazır bayram öncesi planlar yapılmış "Aman valizimde bunu da unutmayayım!" diye ajandalarımıza not aldığımız son 2 altın güne girmişken benim de Alaçatı'ya gidenlere harika bir yer tavsiyem olacak.

İş dolayısıyla Mayıs ayında gittiğim İzmir'den haftasonu kaçamağı yapmak için arkadaşlarla Alaçatı'ya geçmiştik. Biz kavurucu bir güneş ve bol sakinliğin hayallerini kurarken daha ilk gittiğimiz akşam yağan dolu ile tarihe adımızı altın harflerle yazdırmıştık. Alaçatı'da dolu! Şaka gibiydi. Tamam Mikaille aram hiç bi zaman iyi olmadı ama bu kadar kelek yapmasını da beklemiyordum. Neyse ki ertesi sabah şaka yaptım dercesine bollll güneşli bir sabaha uyandırdı da affettirdi kendisi.

Fakat "iyi ki" diyorum şimdi. İyi ki yağmış o dolu ve biz de bu harika yere sığınmak zorunda kalmışız. Tesadüflere inanan ( bu aralar fazlasıyla inanan ) biri olarak yazıyorum bu satırları:) Efendim bir dükkan düşünün içinde hayallerin satıldığı, karakterinizin yansıdığı, her üründe bol güleryüzün ve hikayenin olduğu.. İşte öyle bir dükkan " Isla Bonita " Hiçbir şey almasanız da zaten içeri girip çıkmak bile harikalar diyarında hissettiriyor kendini anında.. "Şuna da bakayım, aa inanmıyorum bunu da mı yapmışlar, yok yok bunu da alayım" diyerek gezilen bir diyar burası, kısacası yok yok!


Burayı bana sevdiren dışardan baktığınız anda sizi çeken renkli dünyasının dışında sahibi Gülfem hanım. İsmi gibi kendi de marjinal :) İnanılmaz keyifli bir sohbete öyle dalıyoruz ki, kendimizi bir anda dükkanın teras katına yaptığı atölyesinde buluyoruz.


Gülfem hanım hayatı boyunca gezmiş. Amerika, Kuzey Avrupa derken kendisini burada bulmuş.. Sanatçı olmasından mütevellit kendisi gibi sanatçıların birbirinden farklı sıradışı ürünlerini dükkanında biraraya getirmiş. Onun için köylüler de birer sanatçı, bu yüzden dükkandaki ya bir havlu ya da bir kilim detayında mutlaka birinin izini göreceksiniz.




 Bir hayalperest, bir sanatçı.. Gülfem hanım rüyalarını, hayallerini, ilişkileri, soyut kavramları çok güzel resmeden bir ressam aynı zamanda. Her bir tabloya dakikalarca bakıp farklı bir şey görebilirsiniz..




  Konuşması, neşesi, sesi, tonu.. Şuan kalkıp gitsem yine kaldığımız yerden devam edeceğimiz samimi bir kişilik. Dolu yağdı geçti, gitti. Ardından yağmur bastırdı ama umrumuzda değildi.. Biz orada önce dükkanda sonrasında terastaki atölyede öyle güzel bir dünyadaydık ki, ağzımız kulaklarımızda her elimizi attığımız şeyin hikayesini dinlemekten mutlu bir halde çocuk gibi "Peki bu nerden, bunu da mı siz yaptınız" diye art arda sorular soruyorduk. Renkli bantlardan, gazete kupurlerine, dergilerden, peçetelere herşeyden bir şey yapmış Gülfem Kessler. İçindeki çocuk hiç boş durmamış anlayacağınız..



Terastaki sohbetin devamı olarak tekrar dükkana iniyor, geri dönüyoruz. İçtiği şişeler atılmamış üzerine döndürdükçe farklı bir hikayeye dönüşen resimler yapılmış.. Her birinden 1 tane var, ne kadar orjinal!



Her ürünün bir hikayesi var demiştim ya, bu yastıklar da öyle. Onu da Gülfem hanım'dan dinlersiniz :) Herşeyi ben anlatmayayım!


Neredeyse herşeyin el yapımı olduğu, her üründe kendisinin bir izi, hikayesi bulunduğu bu dükkandan Alaçatı hatırası almamak mümkün değil!


Taşlara baksanıza! :) Onlar da denizden toplandıktan sonra boş durmamışlar, Gülfem hanım'ın arkadaşı tarafından bir güzel karakterize olmuşlar..


Peki bu sandalye? Yakından detaylarını görseniz bir de.. 



Bu çantalar plajda da rahatlıkla kullanılabilir :)


Bozuk para cüzdanları. Bir tane de bende var :)


Her şey özel derken buna dükkanın poşedini de dahil etmeliyim. Üzerindeki baskı elde yapma. Kurdeleler ise yine Gülfem hanım'ın detaycılığı.



Buhranlı ofis saatlerinin klişe hayalidir: " Gidicem buralardan, emekli olunca Bodrum'da, Alaçatı'da ufak bi dükkan açacağım."

İşte Gülfem Kessler bunu başarmış, üstelik emekli olmadan :)
Onun o güzel hayal dünyasına Alaçatı'ya gidenler mutlaka konuk olsun ve benden de selam söylesin:) Yağmurdan kaçan kız derseniz hatırlar..

Herkese şimdiden iyi bayramlar diliyorum,
Geri döndüğünde herkes bomba gibi olsun! :)
Çiğdem


Song of the week: Arctic Monkeys - R U Mine?

Sendromsuz Pazartesi ne güzelsin sen! Bayram öncesi bayramsın adeta bana :)  Bi de geçmek bilmeyen ofis saatlerisin. Hadi, hemen bugünü ve yarını yiyelim bitirelim veee kendimizi güneşin altına atalım. Güneşin altı demişken kulağımızda çalan güzel parçalar için playlistinize eklemek üzere burda yapılmışı olanlara da göz atmayı unutmayalım:) CLICK CLICK

Arctic Monkeys'den gelsin bu haftanın parçası da o zaman :)


Çabucak geçen 2 gün olsun :)
xxx
Çiğdem

Şu konular da var

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...